Sayfa 236 / 604
236. Sayfa صفحة ٢٣٦ Standart Medine mushafının 604 sayfası.
Başlangıç Yusuf 5
Bitiş Yusuf 14
Ayet 10 235. Sayfa 237. Sayfa بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
قَالَ قَالَ
يَٰبُنَيَّ يَٰبُنَيَّ
لَا لَا
تَقۡصُصۡ تَقۡصُصۡ
رُءۡيَاكَ رُءۡيَاكَ
عَلَىٰٓ عَلَىٰٓ
إِخۡوَتِكَ إِخۡوَتِكَ
فَيَكِيدُواْ فَيَكِيدُواْ
لَكَ لَكَ
كَيۡدًاۖ كَيۡدًاۖ
إِنَّ إِنَّ
ٱلشَّيۡطَٰنَ ٱلشَّيۡطَٰنَ
لِلۡإِنسَٰنِ لِلۡإِنسَٰنِ
عَدُوّٞ عَدُوّٞ
مُّبِينٞ مُّبِينٞ
٥ ٥
Babası şunları söyledi: "Oğulcuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma, yoksa sana tuzak kurarlar; zira şeytan insanın apaçık düşmanıdır".
Turkish Translation (Diyanet)
وَكَذَٰلِكَ وَكَذَٰلِكَ
يَجۡتَبِيكَ يَجۡتَبِيكَ
رَبُّكَ رَبُّكَ
وَيُعَلِّمُكَ وَيُعَلِّمُكَ
مِن مِن
تَأۡوِيلِ تَأۡوِيلِ
ٱلۡأَحَادِيثِ ٱلۡأَحَادِيثِ
وَيُتِمُّ وَيُتِمُّ
نِعۡمَتَهُۥ نِعۡمَتَهُۥ
عَلَيۡكَ عَلَيۡكَ
وَعَلَىٰٓ وَعَلَىٰٓ
ءَالِ ءَالِ
يَعۡقُوبَ يَعۡقُوبَ
كَمَآ كَمَآ
أَتَمَّهَا أَتَمَّهَا
عَلَىٰٓ عَلَىٰٓ
أَبَوَيۡكَ أَبَوَيۡكَ
مِن مِن
قَبۡلُ قَبۡلُ
إِبۡرَٰهِيمَ إِبۡرَٰهِيمَ
وَإِسۡحَٰقَۚ وَإِسۡحَٰقَۚ
إِنَّ إِنَّ
رَبَّكَ رَبَّكَ
عَلِيمٌ عَلِيمٌ
حَكِيمٞ حَكِيمٞ
٦ ٦
"Rabbin seni böylece rüyandaki gibi seçecek, sana rüyaları yorumlamayı öğretecek; daha önce, ataların İbrahim ve İshak'a nimetlerini tamamladığı gibi, sana ve Yakub soyuna da tamamlayacaktır. Doğrusu Rabbin bilir, hakimdir."
Turkish Translation (Diyanet)
۞ لَّقَدۡ ۞ لَّقَدۡ
كَانَ كَانَ
فِي فِي
يُوسُفَ يُوسُفَ
وَإِخۡوَتِهِۦٓ وَإِخۡوَتِهِۦٓ
ءَايَٰتٞ ءَايَٰتٞ
لِّلسَّآئِلِينَ لِّلسَّآئِلِينَ
٧ ٧
And olsun ki, Yusuf ve kardeşlerinin olayında, soranlara nice ibretler vardır.
Turkish Translation (Diyanet)
إِذۡ إِذۡ
قَالُواْ قَالُواْ
لَيُوسُفُ لَيُوسُفُ
وَأَخُوهُ وَأَخُوهُ
أَحَبُّ أَحَبُّ
إِلَىٰٓ إِلَىٰٓ
أَبِينَا أَبِينَا
مِنَّا مِنَّا
وَنَحۡنُ وَنَحۡنُ
عُصۡبَةٌ عُصۡبَةٌ
إِنَّ إِنَّ
أَبَانَا أَبَانَا
لَفِي لَفِي
ضَلَٰلٖ ضَلَٰلٖ
مُّبِينٍ مُّبِينٍ
٨ ٨
Kardeşleri demişlerdi ki: "Yusuf ve özkardeşi babamıza bizden daha sevgilidir. Oysa biz bir cemaatiz. Babamız açık bir yanlışlık içindedir."
Turkish Translation (Diyanet)
ٱقۡتُلُواْ ٱقۡتُلُواْ
يُوسُفَ يُوسُفَ
أَوِ أَوِ
ٱطۡرَحُوهُ ٱطۡرَحُوهُ
أَرۡضٗا أَرۡضٗا
يَخۡلُ يَخۡلُ
لَكُمۡ لَكُمۡ
وَجۡهُ وَجۡهُ
أَبِيكُمۡ أَبِيكُمۡ
وَتَكُونُواْ وَتَكُونُواْ
مِنۢ مِنۢ
بَعۡدِهِۦ بَعۡدِهِۦ
قَوۡمٗا قَوۡمٗا
صَٰلِحِينَ صَٰلِحِينَ
٩ ٩
"Yusuf'u öldürün veya onu ıssız bir yere bırakıverin ki babanız size kalsın; ondan sonra da iyi kimseler olursunuz"
Turkish Translation (Diyanet)
قَالَ قَالَ
قَآئِلٞ قَآئِلٞ
مِّنۡهُمۡ مِّنۡهُمۡ
لَا لَا
تَقۡتُلُواْ تَقۡتُلُواْ
يُوسُفَ يُوسُفَ
وَأَلۡقُوهُ وَأَلۡقُوهُ
فِي فِي
غَيَٰبَتِ غَيَٰبَتِ
ٱلۡجُبِّ ٱلۡجُبِّ
يَلۡتَقِطۡهُ يَلۡتَقِطۡهُ
بَعۡضُ بَعۡضُ
ٱلسَّيَّارَةِ ٱلسَّيَّارَةِ
إِن إِن
كُنتُمۡ كُنتُمۡ
فَٰعِلِينَ فَٰعِلِينَ
١٠ ١٠
İçlerinden biri: "Yusuf'u öldürmeyin, onu bir kuyunun derinliklerine bırakın. Böyle yaparsanız yolculardan onu bulup alan olur" dedi.
Turkish Translation (Diyanet)
قَالُواْ قَالُواْ
يَٰٓأَبَانَا يَٰٓأَبَانَا
مَا مَا
لَكَ لَكَ
لَا لَا
تَأۡمَ۬نَّا تَأۡمَ۬نَّا
عَلَىٰ عَلَىٰ
يُوسُفَ يُوسُفَ
وَإِنَّا وَإِنَّا
لَهُۥ لَهُۥ
لَنَٰصِحُونَ لَنَٰصِحُونَ
١١ ١١
Bunun üzerine "Ey babamız! Yusuf'un iyiliğini istediğimiz halde, onu niçin bize emniyet etmiyorsun? Yarın onu bizimle beraber gönder de gezsin oynasın, biz onu herhalde koruruz" dediler.
Turkish Translation (Diyanet)
أَرۡسِلۡهُ أَرۡسِلۡهُ
مَعَنَا مَعَنَا
غَدٗا غَدٗا
يَرۡتَعۡ يَرۡتَعۡ
وَيَلۡعَبۡ وَيَلۡعَبۡ
وَإِنَّا وَإِنَّا
لَهُۥ لَهُۥ
لَحَٰفِظُونَ لَحَٰفِظُونَ
١٢ ١٢
Bunun üzerine "Ey babamız! Yusuf'un iyiliğini istediğimiz halde, onu niçin bize emniyet etmiyorsun? Yarın onu bizimle beraber gönder de gezsin oynasın, biz onu herhalde koruruz" dediler.
Turkish Translation (Diyanet)
قَالَ قَالَ
إِنِّي إِنِّي
لَيَحۡزُنُنِيٓ لَيَحۡزُنُنِيٓ
أَن أَن
تَذۡهَبُواْ تَذۡهَبُواْ
بِهِۦ بِهِۦ
وَأَخَافُ وَأَخَافُ
أَن أَن
يَأۡكُلَهُ يَأۡكُلَهُ
ٱلذِّئۡبُ ٱلذِّئۡبُ
وَأَنتُمۡ وَأَنتُمۡ
عَنۡهُ عَنۡهُ
غَٰفِلُونَ غَٰفِلُونَ
١٣ ١٣
Babaları, "Onu götürmeniz beni üzüyor; siz farkına varmadan onu kurdun yemesinden korkarım" dedi.
Turkish Translation (Diyanet)
قَالُواْ قَالُواْ
لَئِنۡ لَئِنۡ
أَكَلَهُ أَكَلَهُ
ٱلذِّئۡبُ ٱلذِّئۡبُ
وَنَحۡنُ وَنَحۡنُ
عُصۡبَةٌ عُصۡبَةٌ
إِنَّآ إِنَّآ
إِذٗا إِذٗا
لَّخَٰسِرُونَ لَّخَٰسِرُونَ
١٤ ١٤
"And olsun ki, biz kuvvetli bir toplulukken kurt onu yerse, biz aciz sayılırız" dediler.
Turkish Translation (Diyanet)
Yusuf suresini bitirdiniz Kur'an'ın tamamından bu cihazda okunan 0%