Sayfa 235 / 604
235. Sayfa صفحة ٢٣٥ Standart Medine mushafının 604 sayfası.
Başlangıç Hud 118
Bitiş Yusuf 4
Ayet 10 234. Sayfa 236. Sayfa بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَلَوۡ وَلَوۡ
شَآءَ شَآءَ
رَبُّكَ رَبُّكَ
لَجَعَلَ لَجَعَلَ
ٱلنَّاسَ ٱلنَّاسَ
أُمَّةٗ أُمَّةٗ
وَٰحِدَةٗۖ وَٰحِدَةٗۖ
وَلَا وَلَا
يَزَالُونَ يَزَالُونَ
مُخۡتَلِفِينَ مُخۡتَلِفِينَ
١١٨ ١١٨
Eğer Rabbin dileseydi insanları tek bir ümmet kılardı. Fakat, Rabbinin merhamet ettikleri bir yana, hala ayrılıktadırlar, esasen onları bunun için yaratmıştır. Rabbinin "And olsun ki cehennemi hep insan ve cin ile dolduracağım" sözü yerine gelmiştir.
Turkish Translation (Diyanet)
إِلَّا إِلَّا
مَن مَن
رَّحِمَ رَّحِمَ
رَبُّكَۚ رَبُّكَۚ
وَلِذَٰلِكَ وَلِذَٰلِكَ
خَلَقَهُمۡۗ خَلَقَهُمۡۗ
وَتَمَّتۡ وَتَمَّتۡ
كَلِمَةُ كَلِمَةُ
رَبِّكَ رَبِّكَ
لَأَمۡلَأَنَّ لَأَمۡلَأَنَّ
جَهَنَّمَ جَهَنَّمَ
مِنَ مِنَ
ٱلۡجِنَّةِ ٱلۡجِنَّةِ
وَٱلنَّاسِ وَٱلنَّاسِ
أَجۡمَعِينَ أَجۡمَعِينَ
١١٩ ١١٩
Eğer Rabbin dileseydi insanları tek bir ümmet kılardı. Fakat, Rabbinin merhamet ettikleri bir yana, hala ayrılıktadırlar, esasen onları bunun için yaratmıştır. Rabbinin "And olsun ki cehennemi hep insan ve cin ile dolduracağım" sözü yerine gelmiştir.
Turkish Translation (Diyanet)
وَكُلّٗا وَكُلّٗا
نَّقُصُّ نَّقُصُّ
عَلَيۡكَ عَلَيۡكَ
مِنۡ مِنۡ
أَنۢبَآءِ أَنۢبَآءِ
ٱلرُّسُلِ ٱلرُّسُلِ
مَا مَا
نُثَبِّتُ نُثَبِّتُ
بِهِۦ بِهِۦ
فُؤَادَكَۚ فُؤَادَكَۚ
وَجَآءَكَ وَجَآءَكَ
فِي فِي
هَٰذِهِ هَٰذِهِ
ٱلۡحَقُّ ٱلۡحَقُّ
وَمَوۡعِظَةٞ وَمَوۡعِظَةٞ
وَذِكۡرَىٰ وَذِكۡرَىٰ
لِلۡمُؤۡمِنِينَ لِلۡمُؤۡمِنِينَ
١٢٠ ١٢٠
Peygamberlerin başlarından geçenlerden, sana anlattığımız her şey, senin gönlünü pekiştirmemizi sağlar; sana bu belgelerle gerçek; inananlara da öğüt ve hatırlatma gelmiştir.
Turkish Translation (Diyanet)
وَقُل وَقُل
لِّلَّذِينَ لِّلَّذِينَ
لَا لَا
يُؤۡمِنُونَ يُؤۡمِنُونَ
ٱعۡمَلُواْ ٱعۡمَلُواْ
عَلَىٰ عَلَىٰ
مَكَانَتِكُمۡ مَكَانَتِكُمۡ
إِنَّا إِنَّا
عَٰمِلُونَ عَٰمِلُونَ
١٢١ ١٢١
İnanmayanlara: "Durumunuzun gerektirdiğini yapın, doğrusu biz de yapıyoruz; bekleyin, biz de bekliyoruz" de.
Turkish Translation (Diyanet)
وَٱنتَظِرُوٓاْ وَٱنتَظِرُوٓاْ
إِنَّا إِنَّا
مُنتَظِرُونَ مُنتَظِرُونَ
١٢٢ ١٢٢
İnanmayanlara: "Durumunuzun gerektirdiğini yapın, doğrusu biz de yapıyoruz; bekleyin, biz de bekliyoruz" de.
Turkish Translation (Diyanet)
وَلِلَّهِ وَلِلَّهِ
غَيۡبُ غَيۡبُ
ٱلسَّمَٰوَٰتِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ
وَٱلۡأَرۡضِ وَٱلۡأَرۡضِ
وَإِلَيۡهِ وَإِلَيۡهِ
يُرۡجَعُ يُرۡجَعُ
ٱلۡأَمۡرُ ٱلۡأَمۡرُ
كُلُّهُۥ كُلُّهُۥ
فَٱعۡبُدۡهُ فَٱعۡبُدۡهُ
وَتَوَكَّلۡ وَتَوَكَّلۡ
عَلَيۡهِۚ عَلَيۡهِۚ
وَمَا وَمَا
رَبُّكَ رَبُّكَ
بِغَٰفِلٍ بِغَٰفِلٍ
عَمَّا عَمَّا
تَعۡمَلُونَ تَعۡمَلُونَ
١٢٣ ١٢٣
Göklerin ve yerin gaybı Allah'a aittir. Bütün işler O'na döndürülür. Öyleyse O'na kulluk et, O'na güven. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir.
Turkish Translation (Diyanet)
الٓرۚ الٓرۚ
تِلۡكَ تِلۡكَ
ءَايَٰتُ ءَايَٰتُ
ٱلۡكِتَٰبِ ٱلۡكِتَٰبِ
ٱلۡمُبِينِ ٱلۡمُبِينِ
١ ١
Elif, Lam, Ra. Bunlar, gerçeği açıklayan Kitap'ın ayetleridir.
Turkish Translation (Diyanet)
إِنَّآ إِنَّآ
أَنزَلۡنَٰهُ أَنزَلۡنَٰهُ
قُرۡءَٰنًا قُرۡءَٰنًا
عَرَبِيّٗا عَرَبِيّٗا
لَّعَلَّكُمۡ لَّعَلَّكُمۡ
تَعۡقِلُونَ تَعۡقِلُونَ
٢ ٢
Biz onu, anlayasınız diye, Arapça bir Kuran olarak indirdik.
Turkish Translation (Diyanet)
نَحۡنُ نَحۡنُ
نَقُصُّ نَقُصُّ
عَلَيۡكَ عَلَيۡكَ
أَحۡسَنَ أَحۡسَنَ
ٱلۡقَصَصِ ٱلۡقَصَصِ
بِمَآ بِمَآ
أَوۡحَيۡنَآ أَوۡحَيۡنَآ
إِلَيۡكَ إِلَيۡكَ
هَٰذَا هَٰذَا
ٱلۡقُرۡءَانَ ٱلۡقُرۡءَانَ
وَإِن وَإِن
كُنتَ كُنتَ
مِن مِن
قَبۡلِهِۦ قَبۡلِهِۦ
لَمِنَ لَمِنَ
ٱلۡغَٰفِلِينَ ٱلۡغَٰفِلِينَ
٣ ٣
Biz bu Kuran'ı vahyederek, sana en güzel kıssaları anlatıyoruz.. Oysa daha önce sen bunlardan habersizdin.
Turkish Translation (Diyanet)
إِذۡ إِذۡ
قَالَ قَالَ
يُوسُفُ يُوسُفُ
لِأَبِيهِ لِأَبِيهِ
يَٰٓأَبَتِ يَٰٓأَبَتِ
إِنِّي إِنِّي
رَأَيۡتُ رَأَيۡتُ
أَحَدَ أَحَدَ
عَشَرَ عَشَرَ
كَوۡكَبٗا كَوۡكَبٗا
وَٱلشَّمۡسَ وَٱلشَّمۡسَ
وَٱلۡقَمَرَ وَٱلۡقَمَرَ
رَأَيۡتُهُمۡ رَأَيۡتُهُمۡ
لِي لِي
سَٰجِدِينَ سَٰجِدِينَ
٤ ٤
Yusuf babasına: "Babacığım! "Rüyamda onbir yıldız, güneş ve ayın bana secde ettiklerini gördüm" demişti.
Turkish Translation (Diyanet)
Hud suresini bitirdiniz Kur'an'ın tamamından bu cihazda okunan 0%