Sayfa 227 / 604
227. Sayfa صفحة ٢٢٧ Standart Medine mushafının 604 sayfası.
Başlangıç Hud 46
Bitiş Hud 53
Ayet 8 226. Sayfa 228. Sayfa بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
قَالَ قَالَ
يَٰنُوحُ يَٰنُوحُ
إِنَّهُۥ إِنَّهُۥ
لَيۡسَ لَيۡسَ
مِنۡ مِنۡ
أَهۡلِكَۖ أَهۡلِكَۖ
إِنَّهُۥ إِنَّهُۥ
عَمَلٌ عَمَلٌ
غَيۡرُ غَيۡرُ
صَٰلِحٖۖ صَٰلِحٖۖ
فَلَا فَلَا
تَسۡـَٔلۡنِ تَسۡـَٔلۡنِ
مَا مَا
لَيۡسَ لَيۡسَ
لَكَ لَكَ
بِهِۦ بِهِۦ
عِلۡمٌۖ عِلۡمٌۖ
إِنِّيٓ إِنِّيٓ
أَعِظُكَ أَعِظُكَ
أَن أَن
تَكُونَ تَكُونَ
مِنَ مِنَ
ٱلۡجَٰهِلِينَ ٱلۡجَٰهِلِينَ
٤٦ ٤٦
Allah: "Ey Nuh! O senin ailenden sayılmaz; çünkü kötü bir iş işlemiştir; öyleyse bilmediğin şeyi Benden isteme. İşte sana öğüt, bilgisizlerden olma" dedi.
Turkish Translation (Diyanet)
قَالَ قَالَ
رَبِّ رَبِّ
إِنِّيٓ إِنِّيٓ
أَعُوذُ أَعُوذُ
بِكَ بِكَ
أَنۡ أَنۡ
أَسۡـَٔلَكَ أَسۡـَٔلَكَ
مَا مَا
لَيۡسَ لَيۡسَ
لِي لِي
بِهِۦ بِهِۦ
عِلۡمٞۖ عِلۡمٞۖ
وَإِلَّا وَإِلَّا
تَغۡفِرۡ تَغۡفِرۡ
لِي لِي
وَتَرۡحَمۡنِيٓ وَتَرۡحَمۡنِيٓ
أَكُن أَكُن
مِّنَ مِّنَ
ٱلۡخَٰسِرِينَ ٱلۡخَٰسِرِينَ
٤٧ ٤٧
"Rabbim! Bilmediğim şeyi Senden istemekten Sana sığınırım. Beni bağışlamaz ve bana merhamet etmezsen kaybedenlerden olurum" dedi.
Turkish Translation (Diyanet)
قِيلَ قِيلَ
يَٰنُوحُ يَٰنُوحُ
ٱهۡبِطۡ ٱهۡبِطۡ
بِسَلَٰمٖ بِسَلَٰمٖ
مِّنَّا مِّنَّا
وَبَرَكَٰتٍ وَبَرَكَٰتٍ
عَلَيۡكَ عَلَيۡكَ
وَعَلَىٰٓ وَعَلَىٰٓ
أُمَمٖ أُمَمٖ
مِّمَّن مِّمَّن
مَّعَكَۚ مَّعَكَۚ
وَأُمَمٞ وَأُمَمٞ
سَنُمَتِّعُهُمۡ سَنُمَتِّعُهُمۡ
ثُمَّ ثُمَّ
يَمَسُّهُم يَمَسُّهُم
مِّنَّا مِّنَّا
عَذَابٌ عَذَابٌ
أَلِيمٞ أَلِيمٞ
٤٨ ٤٨
"Ey Nuh! Sana ve seninle beraber olan topluluklara bizden bir selamet ve bereketle gemiden in. Ama birçok toplulukları da geçindireceğiz, sonra onlara can yakıcı bir azab vereceğiz" denildi.
Turkish Translation (Diyanet)
تِلۡكَ تِلۡكَ
مِنۡ مِنۡ
أَنۢبَآءِ أَنۢبَآءِ
ٱلۡغَيۡبِ ٱلۡغَيۡبِ
نُوحِيهَآ نُوحِيهَآ
إِلَيۡكَۖ إِلَيۡكَۖ
مَا مَا
كُنتَ كُنتَ
تَعۡلَمُهَآ تَعۡلَمُهَآ
أَنتَ أَنتَ
وَلَا وَلَا
قَوۡمُكَ قَوۡمُكَ
مِن مِن
قَبۡلِ قَبۡلِ
هَٰذَاۖ هَٰذَاۖ
فَٱصۡبِرۡۖ فَٱصۡبِرۡۖ
إِنَّ إِنَّ
ٱلۡعَٰقِبَةَ ٱلۡعَٰقِبَةَ
لِلۡمُتَّقِينَ لِلۡمُتَّقِينَ
٤٩ ٤٩
Bunlar sana vahyettiğimiz bilinmeyen olaylardır. Sen de, milletin de daha önce bunları bilmezdiniz. Sabret, sonuç, Allah'tan sakınanlarındır.
Turkish Translation (Diyanet)
وَإِلَىٰ وَإِلَىٰ
عَادٍ عَادٍ
أَخَاهُمۡ أَخَاهُمۡ
هُودٗاۚ هُودٗاۚ
قَالَ قَالَ
يَٰقَوۡمِ يَٰقَوۡمِ
ٱعۡبُدُواْ ٱعۡبُدُواْ
ٱللَّهَ ٱللَّهَ
مَا مَا
لَكُم لَكُم
مِّنۡ مِّنۡ
إِلَٰهٍ إِلَٰهٍ
غَيۡرُهُۥٓۖ غَيۡرُهُۥٓۖ
إِنۡ إِنۡ
أَنتُمۡ أَنتُمۡ
إِلَّا إِلَّا
مُفۡتَرُونَ مُفۡتَرُونَ
٥٠ ٥٠
Ad milletine kardeşleri Hud'u gönderdik. Şöyle dedi: "Ey milletim! Allah'a kulluk edin. O'ndan başka tanrınız yoktur; yoksa sadece yalan uyduran kimseler olursunuz."
Turkish Translation (Diyanet)
يَٰقَوۡمِ يَٰقَوۡمِ
لَآ لَآ
أَسۡـَٔلُكُمۡ أَسۡـَٔلُكُمۡ
عَلَيۡهِ عَلَيۡهِ
أَجۡرًاۖ أَجۡرًاۖ
إِنۡ إِنۡ
أَجۡرِيَ أَجۡرِيَ
إِلَّا إِلَّا
عَلَى عَلَى
ٱلَّذِي ٱلَّذِي
فَطَرَنِيٓۚ فَطَرَنِيٓۚ
أَفَلَا أَفَلَا
تَعۡقِلُونَ تَعۡقِلُونَ
٥١ ٥١
"Ey milletim! Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak beni yaratana aittir. Akletmez misiniz?"
Turkish Translation (Diyanet)
وَيَٰقَوۡمِ وَيَٰقَوۡمِ
ٱسۡتَغۡفِرُواْ ٱسۡتَغۡفِرُواْ
رَبَّكُمۡ رَبَّكُمۡ
ثُمَّ ثُمَّ
تُوبُوٓاْ تُوبُوٓاْ
إِلَيۡهِ إِلَيۡهِ
يُرۡسِلِ يُرۡسِلِ
ٱلسَّمَآءَ ٱلسَّمَآءَ
عَلَيۡكُم عَلَيۡكُم
مِّدۡرَارٗا مِّدۡرَارٗا
وَيَزِدۡكُمۡ وَيَزِدۡكُمۡ
قُوَّةً قُوَّةً
إِلَىٰ إِلَىٰ
قُوَّتِكُمۡ قُوَّتِكُمۡ
وَلَا وَلَا
تَتَوَلَّوۡاْ تَتَوَلَّوۡاْ
مُجۡرِمِينَ مُجۡرِمِينَ
٥٢ ٥٢
"Ey milletim! Rabbinizden mağfiret dileyin, sonra O'na tevbe edin ki size gökten bol bol yağmur göndersin, kuvvetinize kuvvet katsın; suçlular olarak yüz çevirmeyin."
Turkish Translation (Diyanet)
قَالُواْ قَالُواْ
يَٰهُودُ يَٰهُودُ
مَا مَا
جِئۡتَنَا جِئۡتَنَا
بِبَيِّنَةٖ بِبَيِّنَةٖ
وَمَا وَمَا
نَحۡنُ نَحۡنُ
بِتَارِكِيٓ بِتَارِكِيٓ
ءَالِهَتِنَا ءَالِهَتِنَا
عَن عَن
قَوۡلِكَ قَوۡلِكَ
وَمَا وَمَا
نَحۡنُ نَحۡنُ
لَكَ لَكَ
بِمُؤۡمِنِينَ بِمُؤۡمِنِينَ
٥٣ ٥٣
"Ey Hud! Sen bize bir belge getirmeden, senin sözünden ötürü tanrılarımızı terketmeyiz ve sana inanmayız.
Turkish Translation (Diyanet)
Hud suresini bitirdiniz Kur'an'ın tamamından bu cihazda okunan 0%