Sayfa 226 / 604
226. Sayfa صفحة ٢٢٦ Standart Medine mushafının 604 sayfası.
Başlangıç Hud 38
Bitiş Hud 45
Ayet 8 225. Sayfa 227. Sayfa بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَيَصۡنَعُ وَيَصۡنَعُ
ٱلۡفُلۡكَ ٱلۡفُلۡكَ
وَكُلَّمَا وَكُلَّمَا
مَرَّ مَرَّ
عَلَيۡهِ عَلَيۡهِ
مَلَأٞ مَلَأٞ
مِّن مِّن
قَوۡمِهِۦ قَوۡمِهِۦ
سَخِرُواْ سَخِرُواْ
مِنۡهُۚ مِنۡهُۚ
قَالَ قَالَ
إِن إِن
تَسۡخَرُواْ تَسۡخَرُواْ
مِنَّا مِنَّا
فَإِنَّا فَإِنَّا
نَسۡخَرُ نَسۡخَرُ
مِنكُمۡ مِنكُمۡ
كَمَا كَمَا
تَسۡخَرُونَ تَسۡخَرُونَ
٣٨ ٣٨
Gemiyi yaparken, milletinin inkarcı ileri gelenleri yanına uğradıkça onunla alay ederlerdi. O da: "Bizimle alay ediyorsunuz ama, alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz; rezil edecek olan azabın kime geleceğini ve kime sürekli azabın ineceğini göreceksiniz" dedi.
Turkish Translation (Diyanet)
فَسَوۡفَ فَسَوۡفَ
تَعۡلَمُونَ تَعۡلَمُونَ
مَن مَن
يَأۡتِيهِ يَأۡتِيهِ
عَذَابٞ عَذَابٞ
يُخۡزِيهِ يُخۡزِيهِ
وَيَحِلُّ وَيَحِلُّ
عَلَيۡهِ عَلَيۡهِ
عَذَابٞ عَذَابٞ
مُّقِيمٌ مُّقِيمٌ
٣٩ ٣٩
Gemiyi yaparken, milletinin inkarcı ileri gelenleri yanına uğradıkça onunla alay ederlerdi. O da: "Bizimle alay ediyorsunuz ama, alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz; rezil edecek olan azabın kime geleceğini ve kime sürekli azabın ineceğini göreceksiniz" dedi.
Turkish Translation (Diyanet)
حَتَّىٰٓ حَتَّىٰٓ
إِذَا إِذَا
جَآءَ جَآءَ
أَمۡرُنَا أَمۡرُنَا
وَفَارَ وَفَارَ
ٱلتَّنُّورُ ٱلتَّنُّورُ
قُلۡنَا قُلۡنَا
ٱحۡمِلۡ ٱحۡمِلۡ
فِيهَا فِيهَا
مِن مِن
كُلّٖ كُلّٖ
زَوۡجَيۡنِ زَوۡجَيۡنِ
ٱثۡنَيۡنِ ٱثۡنَيۡنِ
وَأَهۡلَكَ وَأَهۡلَكَ
إِلَّا إِلَّا
مَن مَن
سَبَقَ سَبَقَ
عَلَيۡهِ عَلَيۡهِ
ٱلۡقَوۡلُ ٱلۡقَوۡلُ
وَمَنۡ وَمَنۡ
ءَامَنَۚ ءَامَنَۚ
وَمَآ وَمَآ
ءَامَنَ ءَامَنَ
مَعَهُۥٓ مَعَهُۥٓ
إِلَّا إِلَّا
قَلِيلٞ قَلِيلٞ
٤٠ ٤٠
Buyruğumuz gelip tandırdan sular kaynamağa başlayınca, "Her cinsten birer çifti ve aleyhine hüküm verilmiş olanın dışında kalan çoluk çocuğunu ve inananları gemiye bindir" dedik. Pek az kimse onunla beraber inanmıştı.
Turkish Translation (Diyanet)
۞ وَقَالَ ۞ وَقَالَ
ٱرۡكَبُواْ ٱرۡكَبُواْ
فِيهَا فِيهَا
بِسۡمِ بِسۡمِ
ٱللَّهِ ٱللَّهِ
مَجۡر۪ىٰهَا مَجۡر۪ىٰهَا
وَمُرۡسَىٰهَآۚ وَمُرۡسَىٰهَآۚ
إِنَّ إِنَّ
رَبِّي رَبِّي
لَغَفُورٞ لَغَفُورٞ
رَّحِيمٞ رَّحِيمٞ
٤١ ٤١
Allah "Oraya binin; yürümesi ve durması Allah'ın ismiyledir, Rabbin bağışlar ve merhamet eder" dedi.
Turkish Translation (Diyanet)
وَهِيَ وَهِيَ
تَجۡرِي تَجۡرِي
بِهِمۡ بِهِمۡ
فِي فِي
مَوۡجٖ مَوۡجٖ
كَٱلۡجِبَالِ كَٱلۡجِبَالِ
وَنَادَىٰ وَنَادَىٰ
نُوحٌ نُوحٌ
ٱبۡنَهُۥ ٱبۡنَهُۥ
وَكَانَ وَكَانَ
فِي فِي
مَعۡزِلٖ مَعۡزِلٖ
يَٰبُنَيَّ يَٰبُنَيَّ
ٱرۡكَب ٱرۡكَب
مَّعَنَا مَّعَنَا
وَلَا وَلَا
تَكُن تَكُن
مَّعَ مَّعَ
ٱلۡكَٰفِرِينَ ٱلۡكَٰفِرِينَ
٤٢ ٤٢
Gemi, dağlar gibi dalgalar içinde onları götürürken, Nuh, bir kenarda ayrı kalmış olan oğluna "Ey oğulcuğum! Bizimle beraber gel, kafirlerle birlik olma" diye seslendi.
Turkish Translation (Diyanet)
قَالَ قَالَ
سَـَٔاوِيٓ سَـَٔاوِيٓ
إِلَىٰ إِلَىٰ
جَبَلٖ جَبَلٖ
يَعۡصِمُنِي يَعۡصِمُنِي
مِنَ مِنَ
ٱلۡمَآءِۚ ٱلۡمَآءِۚ
قَالَ قَالَ
لَا لَا
عَاصِمَ عَاصِمَ
ٱلۡيَوۡمَ ٱلۡيَوۡمَ
مِنۡ مِنۡ
أَمۡرِ أَمۡرِ
ٱللَّهِ ٱللَّهِ
إِلَّا إِلَّا
مَن مَن
رَّحِمَۚ رَّحِمَۚ
وَحَالَ وَحَالَ
بَيۡنَهُمَا بَيۡنَهُمَا
ٱلۡمَوۡجُ ٱلۡمَوۡجُ
فَكَانَ فَكَانَ
مِنَ مِنَ
ٱلۡمُغۡرَقِينَ ٱلۡمُغۡرَقِينَ
٤٣ ٤٣
Oğlu: "Dağa sığınırım, beni sudan kurtarır" deyince, Nuh: "Bugün Allah'ın buyruğundan O'nun acıdıkları dışında kurtulacak yoktur" dedi. Aralarına dalga girdi, oğlu da boğulanlara karıştı.
Turkish Translation (Diyanet)
وَقِيلَ وَقِيلَ
يَٰٓأَرۡضُ يَٰٓأَرۡضُ
ٱبۡلَعِي ٱبۡلَعِي
مَآءَكِ مَآءَكِ
وَيَٰسَمَآءُ وَيَٰسَمَآءُ
أَقۡلِعِي أَقۡلِعِي
وَغِيضَ وَغِيضَ
ٱلۡمَآءُ ٱلۡمَآءُ
وَقُضِيَ وَقُضِيَ
ٱلۡأَمۡرُ ٱلۡأَمۡرُ
وَٱسۡتَوَتۡ وَٱسۡتَوَتۡ
عَلَى عَلَى
ٱلۡجُودِيِّۖ ٱلۡجُودِيِّۖ
وَقِيلَ وَقِيلَ
بُعۡدٗا بُعۡدٗا
لِّلۡقَوۡمِ لِّلۡقَوۡمِ
ٱلظَّٰلِمِينَ ٱلظَّٰلِمِينَ
٤٤ ٤٤
Yere, "Suyunu çek!", göğe, "Ey gök sen de tut!" denildi. Su çekildi, iş de bitti; gemi Cudi'ye oturdu. "Haksızlık yapan millet Allah'ın rahmetinden uzak olsun" denildi.
Turkish Translation (Diyanet)
وَنَادَىٰ وَنَادَىٰ
نُوحٞ نُوحٞ
رَّبَّهُۥ رَّبَّهُۥ
فَقَالَ فَقَالَ
رَبِّ رَبِّ
إِنَّ إِنَّ
ٱبۡنِي ٱبۡنِي
مِنۡ مِنۡ
أَهۡلِي أَهۡلِي
وَإِنَّ وَإِنَّ
وَعۡدَكَ وَعۡدَكَ
ٱلۡحَقُّ ٱلۡحَقُّ
وَأَنتَ وَأَنتَ
أَحۡكَمُ أَحۡكَمُ
ٱلۡحَٰكِمِينَ ٱلۡحَٰكِمِينَ
٤٥ ٤٥
Nuh Rabbine seslendi: "Rabbim! Oğlum benim ailemdendi. Doğrusu Senin vadin haktır. Sen hükmedenlerin en iyi hükmedenisin" dedi.
Turkish Translation (Diyanet)
Hud suresini bitirdiniz Kur'an'ın tamamından bu cihazda okunan 0%