Sayfa 233 / 604
233. Sayfa صفحة ٢٣٣ Standart Medine mushafının 604 sayfası.
Başlangıç Hud 98
Bitiş Hud 108
Ayet 11 232. Sayfa 234. Sayfa بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
يَقۡدُمُ يَقۡدُمُ
قَوۡمَهُۥ قَوۡمَهُۥ
يَوۡمَ يَوۡمَ
ٱلۡقِيَٰمَةِ ٱلۡقِيَٰمَةِ
فَأَوۡرَدَهُمُ فَأَوۡرَدَهُمُ
ٱلنَّارَۖ ٱلنَّارَۖ
وَبِئۡسَ وَبِئۡسَ
ٱلۡوِرۡدُ ٱلۡوِرۡدُ
ٱلۡمَوۡرُودُ ٱلۡمَوۡرُودُ
٩٨ ٩٨
Firavun, kıyamet gününde milletine öncülük eder, onları cehenneme götürür. Gittikleri yer ne kötü yerdir!
Turkish Translation (Diyanet)
وَأُتۡبِعُواْ وَأُتۡبِعُواْ
فِي فِي
هَٰذِهِۦ هَٰذِهِۦ
لَعۡنَةٗ لَعۡنَةٗ
وَيَوۡمَ وَيَوۡمَ
ٱلۡقِيَٰمَةِۚ ٱلۡقِيَٰمَةِۚ
بِئۡسَ بِئۡسَ
ٱلرِّفۡدُ ٱلرِّفۡدُ
ٱلۡمَرۡفُودُ ٱلۡمَرۡفُودُ
٩٩ ٩٩
Hem burada ve hem kıyamet gününde lanete uğratılırlar. Bu ne kötü bir bağıştır!
Turkish Translation (Diyanet)
ذَٰلِكَ ذَٰلِكَ
مِنۡ مِنۡ
أَنۢبَآءِ أَنۢبَآءِ
ٱلۡقُرَىٰ ٱلۡقُرَىٰ
نَقُصُّهُۥ نَقُصُّهُۥ
عَلَيۡكَۖ عَلَيۡكَۖ
مِنۡهَا مِنۡهَا
قَآئِمٞ قَآئِمٞ
وَحَصِيدٞ وَحَصِيدٞ
١٠٠ ١٠٠
Bu sana anlattıklarımız, kasabaların başından geçenlerdir. Onların bir kısmı hala duruyor, bir kısmı ise silinip gitmiştir.
Turkish Translation (Diyanet)
وَمَا وَمَا
ظَلَمۡنَٰهُمۡ ظَلَمۡنَٰهُمۡ
وَلَٰكِن وَلَٰكِن
ظَلَمُوٓاْ ظَلَمُوٓاْ
أَنفُسَهُمۡۖ أَنفُسَهُمۡۖ
فَمَآ فَمَآ
أَغۡنَتۡ أَغۡنَتۡ
عَنۡهُمۡ عَنۡهُمۡ
ءَالِهَتُهُمُ ءَالِهَتُهُمُ
ٱلَّتِي ٱلَّتِي
يَدۡعُونَ يَدۡعُونَ
مِن مِن
دُونِ دُونِ
ٱللَّهِ ٱللَّهِ
مِن مِن
شَيۡءٖ شَيۡءٖ
لَّمَّا لَّمَّا
جَآءَ جَآءَ
أَمۡرُ أَمۡرُ
رَبِّكَۖ رَبِّكَۖ
وَمَا وَمَا
زَادُوهُمۡ زَادُوهُمۡ
غَيۡرَ غَيۡرَ
تَتۡبِيبٖ تَتۡبِيبٖ
١٠١ ١٠١
Onlara Biz zulmetmedik, fakat onlar kendilerine yazık ettiler. Rabbinin buyruğu gelince, Allah'ı bırakıp taptıkları tanrılar kendilerine bir fayda vermedi, kayıplarını artırmaktan başka bir şeye yaramadı.
Turkish Translation (Diyanet)
وَكَذَٰلِكَ وَكَذَٰلِكَ
أَخۡذُ أَخۡذُ
رَبِّكَ رَبِّكَ
إِذَآ إِذَآ
أَخَذَ أَخَذَ
ٱلۡقُرَىٰ ٱلۡقُرَىٰ
وَهِيَ وَهِيَ
ظَٰلِمَةٌۚ ظَٰلِمَةٌۚ
إِنَّ إِنَّ
أَخۡذَهُۥٓ أَخۡذَهُۥٓ
أَلِيمٞ أَلِيمٞ
شَدِيدٌ شَدِيدٌ
١٠٢ ١٠٢
Allah, kasabaların zalim halkını yakalayınca, böyle yakalar; yakalaması da şiddetli ve elimdir.
Turkish Translation (Diyanet)
إِنَّ إِنَّ
فِي فِي
ذَٰلِكَ ذَٰلِكَ
لَأٓيَةٗ لَأٓيَةٗ
لِّمَنۡ لِّمَنۡ
خَافَ خَافَ
عَذَابَ عَذَابَ
ٱلۡأٓخِرَةِۚ ٱلۡأٓخِرَةِۚ
ذَٰلِكَ ذَٰلِكَ
يَوۡمٞ يَوۡمٞ
مَّجۡمُوعٞ مَّجۡمُوعٞ
لَّهُ لَّهُ
ٱلنَّاسُ ٱلنَّاسُ
وَذَٰلِكَ وَذَٰلِكَ
يَوۡمٞ يَوۡمٞ
مَّشۡهُودٞ مَّشۡهُودٞ
١٠٣ ١٠٣
Ahiretin azabından korkanlara, bunda, hiç şüphesiz ibret vardır. Bu, insanların toplanacağı gündür; bu, görülecek bir gündür.
Turkish Translation (Diyanet)
وَمَا وَمَا
نُؤَخِّرُهُۥٓ نُؤَخِّرُهُۥٓ
إِلَّا إِلَّا
لِأَجَلٖ لِأَجَلٖ
مَّعۡدُودٖ مَّعۡدُودٖ
١٠٤ ١٠٤
Biz, o günü, ancak belli bir süreye kadar geciktiririz.
Turkish Translation (Diyanet)
يَوۡمَ يَوۡمَ
يَأۡتِ يَأۡتِ
لَا لَا
تَكَلَّمُ تَكَلَّمُ
نَفۡسٌ نَفۡسٌ
إِلَّا إِلَّا
بِإِذۡنِهِۦۚ بِإِذۡنِهِۦۚ
فَمِنۡهُمۡ فَمِنۡهُمۡ
شَقِيّٞ شَقِيّٞ
وَسَعِيدٞ وَسَعِيدٞ
١٠٥ ١٠٥
O gün gelince, Allah'ın izni olmaksızın hiç kimse konuşamaz: İçlerinde bedbaht olanlar da, mesut olanlar da vardır.
Turkish Translation (Diyanet)
فَأَمَّا فَأَمَّا
ٱلَّذِينَ ٱلَّذِينَ
شَقُواْ شَقُواْ
فَفِي فَفِي
ٱلنَّارِ ٱلنَّارِ
لَهُمۡ لَهُمۡ
فِيهَا فِيهَا
زَفِيرٞ زَفِيرٞ
وَشَهِيقٌ وَشَهِيقٌ
١٠٦ ١٠٦
Bedbaht olanlar cehennemdedirler. Onlar orada ah edip inlerler.
Turkish Translation (Diyanet)
خَٰلِدِينَ خَٰلِدِينَ
فِيهَا فِيهَا
مَا مَا
دَامَتِ دَامَتِ
ٱلسَّمَٰوَٰتُ ٱلسَّمَٰوَٰتُ
وَٱلۡأَرۡضُ وَٱلۡأَرۡضُ
إِلَّا إِلَّا
مَا مَا
شَآءَ شَآءَ
رَبُّكَۚ رَبُّكَۚ
إِنَّ إِنَّ
رَبَّكَ رَبَّكَ
فَعَّالٞ فَعَّالٞ
لِّمَا لِّمَا
يُرِيدُ يُرِيدُ
١٠٧ ١٠٧
Rabbinin dilemesi bir yana, gökler ve yer durdukça, orada temelli kalacaklardır. Rabbin, şüphesiz, her istediğini yapar.
Turkish Translation (Diyanet)
۞ وَأَمَّا ۞ وَأَمَّا
ٱلَّذِينَ ٱلَّذِينَ
سُعِدُواْ سُعِدُواْ
فَفِي فَفِي
ٱلۡجَنَّةِ ٱلۡجَنَّةِ
خَٰلِدِينَ خَٰلِدِينَ
فِيهَا فِيهَا
مَا مَا
دَامَتِ دَامَتِ
ٱلسَّمَٰوَٰتُ ٱلسَّمَٰوَٰتُ
وَٱلۡأَرۡضُ وَٱلۡأَرۡضُ
إِلَّا إِلَّا
مَا مَا
شَآءَ شَآءَ
رَبُّكَۖ رَبُّكَۖ
عَطَآءً عَطَآءً
غَيۡرَ غَيۡرَ
مَجۡذُوذٖ مَجۡذُوذٖ
١٠٨ ١٠٨
Mesud olanlar ise cennettedirler. Rabbinin dilemesi bir yana, sonsuz bir lütuf olarak, gökler ve yer durdukça, orada temelli kalacaklardır.
Turkish Translation (Diyanet)
Hud suresini bitirdiniz Kur'an'ın tamamından bu cihazda okunan 0%