Sayfa 224 / 604
224. Sayfa صفحة ٢٢٤ Standart Medine mushafının 604 sayfası.
Başlangıç Hud 20
Bitiş Hud 28
Ayet 9 223. Sayfa 225. Sayfa بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
أُوْلَٰٓئِكَ أُوْلَٰٓئِكَ
لَمۡ لَمۡ
يَكُونُواْ يَكُونُواْ
مُعۡجِزِينَ مُعۡجِزِينَ
فِي فِي
ٱلۡأَرۡضِ ٱلۡأَرۡضِ
وَمَا وَمَا
كَانَ كَانَ
لَهُم لَهُم
مِّن مِّن
دُونِ دُونِ
ٱللَّهِ ٱللَّهِ
مِنۡ مِنۡ
أَوۡلِيَآءَۘ أَوۡلِيَآءَۘ
يُضَٰعَفُ يُضَٰعَفُ
لَهُمُ لَهُمُ
ٱلۡعَذَابُۚ ٱلۡعَذَابُۚ
مَا مَا
كَانُواْ كَانُواْ
يَسۡتَطِيعُونَ يَسۡتَطِيعُونَ
ٱلسَّمۡعَ ٱلسَّمۡعَ
وَمَا وَمَا
كَانُواْ كَانُواْ
يُبۡصِرُونَ يُبۡصِرُونَ
٢٠ ٢٠
Bunlar yeryüzünde Allah'ı aciz bırakamazlar. Allah'dan başka kendilerini kurtaracak dostları da yoktur. Azab onlara kat kat verilir; işitemezler ve göremezlerdi.
Turkish Translation (Diyanet)
أُوْلَٰٓئِكَ أُوْلَٰٓئِكَ
ٱلَّذِينَ ٱلَّذِينَ
خَسِرُوٓاْ خَسِرُوٓاْ
أَنفُسَهُمۡ أَنفُسَهُمۡ
وَضَلَّ وَضَلَّ
عَنۡهُم عَنۡهُم
مَّا مَّا
كَانُواْ كَانُواْ
يَفۡتَرُونَ يَفۡتَرُونَ
٢١ ٢١
İşte bunlar kendilerine yazık edenlerdir. Uydurdukları putlar da onlardan uzaklaşıp kaybolmuştur.
Turkish Translation (Diyanet)
لَا لَا
جَرَمَ جَرَمَ
أَنَّهُمۡ أَنَّهُمۡ
فِي فِي
ٱلۡأٓخِرَةِ ٱلۡأٓخِرَةِ
هُمُ هُمُ
ٱلۡأَخۡسَرُونَ ٱلۡأَخۡسَرُونَ
٢٢ ٢٢
Ahirette en çok kayba uğrayacaklar şüphesiz bunlardır.
Turkish Translation (Diyanet)
إِنَّ إِنَّ
ٱلَّذِينَ ٱلَّذِينَ
ءَامَنُواْ ءَامَنُواْ
وَعَمِلُواْ وَعَمِلُواْ
ٱلصَّٰلِحَٰتِ ٱلصَّٰلِحَٰتِ
وَأَخۡبَتُوٓاْ وَأَخۡبَتُوٓاْ
إِلَىٰ إِلَىٰ
رَبِّهِمۡ رَبِّهِمۡ
أُوْلَٰٓئِكَ أُوْلَٰٓئِكَ
أَصۡحَٰبُ أَصۡحَٰبُ
ٱلۡجَنَّةِۖ ٱلۡجَنَّةِۖ
هُمۡ هُمۡ
فِيهَا فِيهَا
خَٰلِدُونَ خَٰلِدُونَ
٢٣ ٢٣
Doğrusu inanan ve yararlı iş yapanlar ve Rablerine boyun eğenler, işte onlar cennetliklerdir; orada temellidirler.
Turkish Translation (Diyanet)
۞ مَثَلُ ۞ مَثَلُ
ٱلۡفَرِيقَيۡنِ ٱلۡفَرِيقَيۡنِ
كَٱلۡأَعۡمَىٰ كَٱلۡأَعۡمَىٰ
وَٱلۡأَصَمِّ وَٱلۡأَصَمِّ
وَٱلۡبَصِيرِ وَٱلۡبَصِيرِ
وَٱلسَّمِيعِۚ وَٱلسَّمِيعِۚ
هَلۡ هَلۡ
يَسۡتَوِيَانِ يَسۡتَوِيَانِ
مَثَلًاۚ مَثَلًاۚ
أَفَلَا أَفَلَا
تَذَكَّرُونَ تَذَكَّرُونَ
٢٤ ٢٤
Bu iki zümrenin durumu, kör ve sağır kimse ile gören ve işiten kimsenin durumuna benzer. Durumları hiç eşit olabilir mi? İbret almıyor musunuz?
Turkish Translation (Diyanet)
وَلَقَدۡ وَلَقَدۡ
أَرۡسَلۡنَا أَرۡسَلۡنَا
نُوحًا نُوحًا
إِلَىٰ إِلَىٰ
قَوۡمِهِۦٓ قَوۡمِهِۦٓ
إِنِّي إِنِّي
لَكُمۡ لَكُمۡ
نَذِيرٞ نَذِيرٞ
مُّبِينٌ مُّبِينٌ
٢٥ ٢٥
And olsun ki biz Nuh'u kendi milletine gönderdik; "Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım; Allah'tan başkasına kulluk etmeyin; doğrusu ben hakkınızda can yakıcı bir günün azabından korkuyorum" dedi.
Turkish Translation (Diyanet)
أَن أَن
لَّا لَّا
تَعۡبُدُوٓاْ تَعۡبُدُوٓاْ
إِلَّا إِلَّا
ٱللَّهَۖ ٱللَّهَۖ
إِنِّيٓ إِنِّيٓ
أَخَافُ أَخَافُ
عَلَيۡكُمۡ عَلَيۡكُمۡ
عَذَابَ عَذَابَ
يَوۡمٍ يَوۡمٍ
أَلِيمٖ أَلِيمٖ
٢٦ ٢٦
And olsun ki biz Nuh'u kendi milletine gönderdik; "Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım; Allah'tan başkasına kulluk etmeyin; doğrusu ben hakkınızda can yakıcı bir günün azabından korkuyorum" dedi.
Turkish Translation (Diyanet)
فَقَالَ فَقَالَ
ٱلۡمَلَأُ ٱلۡمَلَأُ
ٱلَّذِينَ ٱلَّذِينَ
كَفَرُواْ كَفَرُواْ
مِن مِن
قَوۡمِهِۦ قَوۡمِهِۦ
مَا مَا
نَرَىٰكَ نَرَىٰكَ
إِلَّا إِلَّا
بَشَرٗا بَشَرٗا
مِّثۡلَنَا مِّثۡلَنَا
وَمَا وَمَا
نَرَىٰكَ نَرَىٰكَ
ٱتَّبَعَكَ ٱتَّبَعَكَ
إِلَّا إِلَّا
ٱلَّذِينَ ٱلَّذِينَ
هُمۡ هُمۡ
أَرَاذِلُنَا أَرَاذِلُنَا
بَادِيَ بَادِيَ
ٱلرَّأۡيِ ٱلرَّأۡيِ
وَمَا وَمَا
نَرَىٰ نَرَىٰ
لَكُمۡ لَكُمۡ
عَلَيۡنَا عَلَيۡنَا
مِن مِن
فَضۡلِۭ فَضۡلِۭ
بَلۡ بَلۡ
نَظُنُّكُمۡ نَظُنُّكُمۡ
كَٰذِبِينَ كَٰذِبِينَ
٢٧ ٢٧
Milletinin inkarcı ileri gelenleri: "Senin ancak kendimiz gibi bir insan olduğunu görüyoruz. Daha başlangıçta, sana bizim ayak takımı dışında kimsenin uyduğunu görmüyoruz. Sizin bizden bir üstünlüğünüz yoktur; biz sizi yalancı sanıyoruz" dediler.
Turkish Translation (Diyanet)
قَالَ قَالَ
يَٰقَوۡمِ يَٰقَوۡمِ
أَرَءَيۡتُمۡ أَرَءَيۡتُمۡ
إِن إِن
كُنتُ كُنتُ
عَلَىٰ عَلَىٰ
بَيِّنَةٖ بَيِّنَةٖ
مِّن مِّن
رَّبِّي رَّبِّي
وَءَاتَىٰنِي وَءَاتَىٰنِي
رَحۡمَةٗ رَحۡمَةٗ
مِّنۡ مِّنۡ
عِندِهِۦ عِندِهِۦ
فَعُمِّيَتۡ فَعُمِّيَتۡ
عَلَيۡكُمۡ عَلَيۡكُمۡ
أَنُلۡزِمُكُمُوهَا أَنُلۡزِمُكُمُوهَا
وَأَنتُمۡ وَأَنتُمۡ
لَهَا لَهَا
كَٰرِهُونَ كَٰرِهُونَ
٢٨ ٢٨
Nuh: "Ey milletim! Rabbimin katından bir delilim bulunsa ve bana yine katından bir rahmet vermiş de bunlar sizden gizlenmiş olsa, söyleyin bana, hoşlanmadığınız halde zorla sizi bunlara mecbur mu ederiz?" dedi.
Turkish Translation (Diyanet)
Hud suresini bitirdiniz Kur'an'ın tamamından bu cihazda okunan 0%