Sayfa 222 / 604
222. Sayfa صفحة ٢٢٢ Standart Medine mushafının 604 sayfası.
Başlangıç Hud 6
Bitiş Hud 12
Ayet 7 221. Sayfa 223. Sayfa بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
۞ وَمَا ۞ وَمَا
مِن مِن
دَآبَّةٖ دَآبَّةٖ
فِي فِي
ٱلۡأَرۡضِ ٱلۡأَرۡضِ
إِلَّا إِلَّا
عَلَى عَلَى
ٱللَّهِ ٱللَّهِ
رِزۡقُهَا رِزۡقُهَا
وَيَعۡلَمُ وَيَعۡلَمُ
مُسۡتَقَرَّهَا مُسۡتَقَرَّهَا
وَمُسۡتَوۡدَعَهَاۚ وَمُسۡتَوۡدَعَهَاۚ
كُلّٞ كُلّٞ
فِي فِي
كِتَٰبٖ كِتَٰبٖ
مُّبِينٖ مُّبِينٖ
٦ ٦
Yeryüzünde yaşayan bütün canlıların rızkı ancak Allah'a aittir. O, canlıları babaların sulbünde kararlaşmış ve anaların rahminde kararlaşmakta iken de bilir. Her şey apaçık bir Kitaptadır.
Turkish Translation (Diyanet)
وَهُوَ وَهُوَ
ٱلَّذِي ٱلَّذِي
خَلَقَ خَلَقَ
ٱلسَّمَٰوَٰتِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ
وَٱلۡأَرۡضَ وَٱلۡأَرۡضَ
فِي فِي
سِتَّةِ سِتَّةِ
أَيَّامٖ أَيَّامٖ
وَكَانَ وَكَانَ
عَرۡشُهُۥ عَرۡشُهُۥ
عَلَى عَلَى
ٱلۡمَآءِ ٱلۡمَآءِ
لِيَبۡلُوَكُمۡ لِيَبۡلُوَكُمۡ
أَيُّكُمۡ أَيُّكُمۡ
أَحۡسَنُ أَحۡسَنُ
عَمَلٗاۗ عَمَلٗاۗ
وَلَئِن وَلَئِن
قُلۡتَ قُلۡتَ
إِنَّكُم إِنَّكُم
مَّبۡعُوثُونَ مَّبۡعُوثُونَ
مِنۢ مِنۢ
بَعۡدِ بَعۡدِ
ٱلۡمَوۡتِ ٱلۡمَوۡتِ
لَيَقُولَنَّ لَيَقُولَنَّ
ٱلَّذِينَ ٱلَّذِينَ
كَفَرُوٓاْ كَفَرُوٓاْ
إِنۡ إِنۡ
هَٰذَآ هَٰذَآ
إِلَّا إِلَّا
سِحۡرٞ سِحۡرٞ
مُّبِينٞ مُّبِينٞ
٧ ٧
Arş'ı su üzerinde iken, hanginizin daha güzel işi işleyeceğini ortaya koymak için, gökleri ve yeri altı günde yaratan O'dur. And olsun ki, "Siz gerçekten, ölümden sonra dirileceksiniz" desen, inkar edenler: "Bu, apaçık bir sihirden başka bir şey değildir" derler.
Turkish Translation (Diyanet)
وَلَئِنۡ وَلَئِنۡ
أَخَّرۡنَا أَخَّرۡنَا
عَنۡهُمُ عَنۡهُمُ
ٱلۡعَذَابَ ٱلۡعَذَابَ
إِلَىٰٓ إِلَىٰٓ
أُمَّةٖ أُمَّةٖ
مَّعۡدُودَةٖ مَّعۡدُودَةٖ
لَّيَقُولُنَّ لَّيَقُولُنَّ
مَا مَا
يَحۡبِسُهُۥٓۗ يَحۡبِسُهُۥٓۗ
أَلَا أَلَا
يَوۡمَ يَوۡمَ
يَأۡتِيهِمۡ يَأۡتِيهِمۡ
لَيۡسَ لَيۡسَ
مَصۡرُوفًا مَصۡرُوفًا
عَنۡهُمۡ عَنۡهُمۡ
وَحَاقَ وَحَاقَ
بِهِم بِهِم
مَّا مَّا
كَانُواْ كَانُواْ
بِهِۦ بِهِۦ
يَسۡتَهۡزِءُونَ يَسۡتَهۡزِءُونَ
٨ ٨
And olsun ki, onların azabını sayılı bir süreye kadar ertelesek, "Onu alıkoyan nedir?" derler. Bilin ki, onlara azab geldiği gün, artık geri çevrilmez; alaya aldıkları şey onları mahvedecektir.
Turkish Translation (Diyanet)
وَلَئِنۡ وَلَئِنۡ
أَذَقۡنَا أَذَقۡنَا
ٱلۡإِنسَٰنَ ٱلۡإِنسَٰنَ
مِنَّا مِنَّا
رَحۡمَةٗ رَحۡمَةٗ
ثُمَّ ثُمَّ
نَزَعۡنَٰهَا نَزَعۡنَٰهَا
مِنۡهُ مِنۡهُ
إِنَّهُۥ إِنَّهُۥ
لَيَـُٔوسٞ لَيَـُٔوسٞ
كَفُورٞ كَفُورٞ
٩ ٩
And olsun ki, insana nimetimizi tattırır sonra onu ondan çekip alırsak, o şüphesiz umutsuz bir nanköre döner.
Turkish Translation (Diyanet)
وَلَئِنۡ وَلَئِنۡ
أَذَقۡنَٰهُ أَذَقۡنَٰهُ
نَعۡمَآءَ نَعۡمَآءَ
بَعۡدَ بَعۡدَ
ضَرَّآءَ ضَرَّآءَ
مَسَّتۡهُ مَسَّتۡهُ
لَيَقُولَنَّ لَيَقُولَنَّ
ذَهَبَ ذَهَبَ
ٱلسَّيِّـَٔاتُ ٱلسَّيِّـَٔاتُ
عَنِّيٓۚ عَنِّيٓۚ
إِنَّهُۥ إِنَّهُۥ
لَفَرِحٞ لَفَرِحٞ
فَخُورٌ فَخُورٌ
١٠ ١٠
Başına gelen sıkıntıdan sonra, ona bir nimet tattırırsak, "Musibetler başımdan gitti" der; doğrusu o, şımarıp böbürlenen biridir.
Turkish Translation (Diyanet)
إِلَّا إِلَّا
ٱلَّذِينَ ٱلَّذِينَ
صَبَرُواْ صَبَرُواْ
وَعَمِلُواْ وَعَمِلُواْ
ٱلصَّٰلِحَٰتِ ٱلصَّٰلِحَٰتِ
أُوْلَٰٓئِكَ أُوْلَٰٓئِكَ
لَهُم لَهُم
مَّغۡفِرَةٞ مَّغۡفِرَةٞ
وَأَجۡرٞ وَأَجۡرٞ
كَبِيرٞ كَبِيرٞ
١١ ١١
Bunların dışında, sabredip iyi işler işleyen kimseler, işte onlara mağfiret ve büyük ecir vardır.
Turkish Translation (Diyanet)
فَلَعَلَّكَ فَلَعَلَّكَ
تَارِكُۢ تَارِكُۢ
بَعۡضَ بَعۡضَ
مَا مَا
يُوحَىٰٓ يُوحَىٰٓ
إِلَيۡكَ إِلَيۡكَ
وَضَآئِقُۢ وَضَآئِقُۢ
بِهِۦ بِهِۦ
صَدۡرُكَ صَدۡرُكَ
أَن أَن
يَقُولُواْ يَقُولُواْ
لَوۡلَآ لَوۡلَآ
أُنزِلَ أُنزِلَ
عَلَيۡهِ عَلَيۡهِ
كَنزٌ كَنزٌ
أَوۡ أَوۡ
جَآءَ جَآءَ
مَعَهُۥ مَعَهُۥ
مَلَكٌۚ مَلَكٌۚ
إِنَّمَآ إِنَّمَآ
أَنتَ أَنتَ
نَذِيرٞۚ نَذِيرٞۚ
وَٱللَّهُ وَٱللَّهُ
عَلَىٰ عَلَىٰ
كُلِّ كُلِّ
شَيۡءٖ شَيۡءٖ
وَكِيلٌ وَكِيلٌ
١٢ ١٢
Putperestlerin: "Ona bir hazine indirilmeli veya yanında bir melek gelmeli değil miydi?" demelerinden senin kalbin daralır ve belki de sana vahyolunanın bir kısmını terkedecek olursun. Sen ancak bir uyarıcısın, Allah her şeye vekildir.
Turkish Translation (Diyanet)
Hud suresini bitirdiniz Kur'an'ın tamamından bu cihazda okunan 0%