Kuran Galerisi Blog · Makaleler
Umrenin Değeri: Kaynakların Gerçekte Zikrettiği Faziletler
Umrenin mükafatına dair iddialar ortalıkta serbestçe dolaşıyor ve bunların hepsi basılı kaynaklarına inildiğinde doğrulanmıyor. En çok tekrarlanan beş iddiayı, bu iddiaların yer aldığı baskılar ve editörlerin her birinin yanına düştüğü notlar eşliğinde inceledik. Buna "bir hacca bedeldir" ifadesinin ne anlama gelip ne anlama gelmediği de dâhil.
7 dakikalık okuma5 kaynakUmrahBölüm 2 / 5
Yazar:The Quran Gallery team
Umrenin değerinin ne olduğunu sorduğunuzda cevaplar gecikmez: Rakamlar, kıyaslamalar ve vaatler üst üste yığılır; öyle ki bu ibadet, bir kulluk eyleminden ziyade alışılmadık derecede yüksek kâr getiren ticari bir işleme dönüşür. Bu iddiaların bir kısmı tam da söylendiği gibidir; isim isim aktarılmış ve ömürlerini tek bir kitaba vakfeden muhakkikler tarafından derecelendirilmiştir. Ancak en çok alıntılananlardan en az biri, bizzat yer aldığı baskı üzerinden kontrol edildiğinde, önde gelen bir hadis münekkidinin Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e hiç ulaşmadığına hükmettiği bir senede dayandığı ortaya çıkar. İkisi arasındaki fark, bir iddianın ne kadar sık tekrarlandığına bakılarak anlaşılamaz. Bu fark ancak kitaba bakıldığında görülür.
Kur’an’da umre kelimesi yalnızca bir kez, doğrudan hac ile yan yana ve tek bir emir cümlesi içinde geçer:
وَأَتِمُّوا۟ ٱلْحَجَّ وَٱلْعُمْرَةَ لِلَّهِ … “Haccı ve umreyi Allah için tam yapın…”
— Bakara Suresi, 2:196
Ayetin bu giriş cümlesini bir dizi fıkhi hüküm izler: Hacı adayının ibadetini tamamlaması engellenirse ne yapması gerektiği, kurbanlık hayvan bulunamadığında yerine neyin geçeceği gibi. Bunlar övgü değil, hukuki detaylardır. Övgü ise Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in bizzat umre hakkındaki sözlerinde karşımıza çıkar. İşte bu rivayetlerden beşi, ne kadar sık tekrarlandıklarına göre değil, bizzat yer aldıkları matbu nüshalar üzerinden burada incelenmektedir.
Birikenleri Silip Atmak
Bu beş rivayet içinde en sağlam olanı, aynı zamanda en kısa olanıdır. Ebû Hureyre’nin aktardığına göre Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
الْعُمْرَةُ إِلَى الْعُمْرَةِ كَفَّارَةٌ لِمَا بَيْنَهُمَا، وَالْحَجُّ الْمَبْرُورُ لَيْسَ لَهُ جَزَاءٌ إِلَّا الْجَنَّةُ “Umre, diğer umreye kadar ikisi arasında işlenen günahlara kefarettir. Mebrur (kabul edilmiş) haccın karşılığı ise ancak cennettir.”
— Sahih-i Buhârî, 1683 numaralı hadis, baskısı, cilt 2, sayfa 629.
Bu rivayet üzerinde ittifak edilmiştir (müttefekun aleyh). Nitekim bu baskının dipnotu doğrudan Sahih-i Müslim’deki 1349 numaralı hadisin benzer lafzına işaret eder ki bu, hadis ilminde icmaya en yakın olan derecedir. Burada asıl işlevi gören kelime ‘kefaret’tir ve aynı dipnot bu kelimenin kapsamı konusunda oldukça dikkatlidir: Silinen şey, kişinin sırtında taşıdığı her ne varsa hepsinin toptan silinmesi değil, iki ziyaret arasında işlenen küçük günahlar, yani ‘mâ vekaa beynehumâ mine’z-zünûbi’s-sağîrah’tır. Asırlar boyunca bu hadisi alıntılayan âlimler de buradaki editörlerle aynı çizgiyi çekerler: Büyük günahlar için hâlâ ayrıca tövbe edilmesi gerekir. Umrenin kefaret oluşu gerçektir, ancak aynı zamanda belirli bir kapsama sahiptir.
Körük
Ömür boyunca hac ve umrenin birlikte (peş peşe) yapılmasına dair ikinci bir rivayet, mahkeme salonundan ziyade demirci ocağından bir benzetmeye başvurur. Abdullah bin Mesud’un aktardığına göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
تَابِعُوا بَيْنَ الحَجِّ والعُمْرَةِ، فَإنَّهُمَا يَنْفِيانِ الفَقْرَ وَالذُّنُوبَ، كما يَنْفِي الكِيرُ خَبَثَ الحَدِيدِ وَالذَّهَبِ وَالفِضّةِ، وَلَيْسَ لِلحَجَّةِ المَبْرُورَةِ ثَوَابٌ إلَّا الجَنّةَ “Hac ile umrenin arasını birleştirin (peş peşe yapın). Çünkü körüğün demir, altın ve gümüşteki pası (cürufu) giderdiği gibi, bu ikisi de fakirliği ve günahları giderir. Mebrur bir haccın sevabı ise ancak cennettir.”
— Sünen-i Tirmizî, 821 numaralı hadis, baskısı, cilt 2, sayfa 334–335. Tirmizî’nin kendi notu bu rivayeti ‘hasen sahih garib’ olarak nitelendirir; bu baskının editörleri ise Nesâî, Müsned ve Sahih-i İbn Hibbân adlı eserlerdeki destekleyici yollara (şahitlere) dayanarak daha da ileri gider ve doğrudan ‘sahih’ olarak değerlendirir.
El-kîr, yani ocak veya daha doğru bir ifadeyle körüklü demirci ocağı, demiri sadece temizlemekle kalmaz. Ham cevherin topraktan çıktığındaki asıl yapısını, yani cürufu, kiri ve hiçbir zaman işlenmiş metal olamayacak kısımlarını yakıp yok eder. Bu benzetme, ‘hac ve umre sizin için iyidir’ demekten çok daha spesifik bir şey ifade eder. Malzemenin üzerine bir kaplama ekleyen değil, onun özünü değiştiren bir süreci tarif eder.
Kendi Dipnotundan Sağ Çıkamayan İddia
Üçüncü bir rivayet, ilk ikisinden çok daha fazla, genellikle de en uzun ve kulağa en hoş gelen hâliyle tekrarlanır: Hacıların Allah’ın onurlu elçileri (misafirleri) olduğu, davet edildikleri, istedikleri ve istedikleri her şeyin onlara verildiği şeklindeki rivayet. Ancak asıl basılı sayfasına inildiğinde, bu iddianın aynı kelimelere bürünmüş iki farklı rivayete ayrıldığı görülür.
Daha kısa olan versiyonu kaynaklarda mevcuttur ve nispeten makbul kabul edilir. Ebû Hureyre şöyle aktarmıştır:
وَفْدُ اللهِ ﷿ ثلاثة: الغازي، والحاجُّ، والمُعْتَمِرُ “Allah’ın elçileri (misafirleri) üçtür: O’nun yolunda savaşan gazi, hacceden kimse ve umre yapan kimse.”
— Sünen-i Nesâî, 3121 numaralı hadis, baskısı, cilt 6, sayfa 34.
El-Elbânî, aynı kitabın daha önceki bir bölümünde geçen 2625 numaralı hadiste tam olarak bu lafzı ‘sahih’ olarak derecelendirmiştir. Fakat bu matbu nüshanın editörleri, aynı rivayetin bu sonraki geçişinde, söz konusu derecelendirmenin gözden kaçırdığı bir şey eklerler: Sened, Mahreme bin Bükeyr üzerinden gelmektedir ve âlimler onun gerçekte neyi rivayet ettiği konusunda ihtilaf etmişlerdir. Dârekutnî, ʿİlel adlı eserinde rivayet yollarını incelemiş ve doğru versiyonun aslında Peygamber’in bir sözü olmadığı, ancak Sahabe’den bir sonraki neslin âlimlerinden olan Kâ’b el-Ahbâr’a kadar uzandığı sonucuna varmıştır.
Bu, bir yanda sahih bir hadis, diğer yanda onun dikkatsizce tekrarı olan bir durum değil; aksine, titiz âlimler arasında yaşanan gerçek bir ihtilaftır. Hangi tarafı alıntılamak kulağa daha hoş geliyorsa o yönde kestirip atmak yerine, üzerinde durup düşünmeye değerdir. Bu durumun daha büyük bir kesinlikle elediği şey ise, birçok fazilet listesinde yer alan ve ‘O’ndan istediler O da verdi, O’na dua ettiler O da icabet etti’ kısmını ekleyen daha uzun versiyondur. Bu ilave kısım, senedi doğrudan inceleyen bir hadis münekkidinin değerlendirmesinde ‘hata’ olarak nitelendirdiği bir rivayete dayanmaktadır. Bir iddia gerçek olabilir, temel bir hadis külliyatında yer alabilir, ancak yine de birine kesinleşmiş bir hüküm gibi sunulacak kadar güvenli olmayabilir.
Âişe’nin Kendi Umresi Aslında Neyi Gösteriyor?
Dördüncü bir rivayet, aslında belirli bir kadının yaşadığı özel bir hayal kırıklığına verilmiş bir cevap olarak ortaya çıkmışken, ‘ne kadar çok zahmet çekersen o kadar çok sevap alırsın’ şeklinde genel bir kuralmış gibi alıntılanır.
Veda Haccı’nın sonunda Âişe, kendi ifadesiyle, gösterebileceği müstakil bir umresi kalmayacak şekilde ibadetlerini birleştirmişti. Şöyle sordu:
يَا رَسُولَ اللَّهِ، يَصْدُرُ النَّاسُ بِنُسُكَيْنِ وَأَصْدُرُ بِنُسُكٍ؟ فَقِيلَ لَهَا: انْتَظِرِي، فَإِذَا طَهُرْتِ فَاخْرُجِي إِلَى التَّنْعِيمِ فَأَهِلِّي، ثُمَّ ائْتِينَا بِمَكَانِ كَذَا، وَلَكِنَّهَا عَلَى قَدْرِ نَفَقَتِكِ أَوْ نَصَبِكِ “‘Ey Allah’ın Resulü, insanlar iki ibadetle (hac ve umre) dönüyor, ben ise tek bir ibadetle mi döneceğim?’ Kendisine şöyle denildi: ‘Bekle, temizlendiğinde Ten’im’e çık ve oradan ihrama gir, sonra falan yerde bizimle buluş. Ancak (bunun sevabı) senin harcamana veya çektiğin zahmete göredir.‘”
— Sahih-i Buhârî, 1695 numaralı hadis, baskısı, cilt 2, sayfa 634.
Rivayetin kendi gramer yapısına dikkat edin: Doğrudan ‘Peygamber ona dedi ki’ şeklinde değil, ‘fe-kîle lehâ’ yani ‘ona denildi ki’ şeklindedir. Gerçi şerh geleneği, aktarılan bu cevabın ona ait olduğu konusunda hemfikirdir. Burada söz konusu olan umre, soyut anlamda genel bir umre değildir; Veda Haccı sırasında âdet döngüsünün zamanlaması nedeniyle zorunlu hâle gelen, Ten’im’e yapılan telafi amaçlı özel bir ziyarettir. Bu cevabın ona verdiği güvence, dar kapsamlıdır ve tamamen onun durumuna özgüdür: Tamamlaması için gönderildiği bu daha kısa ve daha kolay ibadet, sırf o yılki ana yolculuktan daha az zahmetli olduğu için onun gözünde daha değersiz olmayacaktı. Masrafın veya zahmetin sevabı kendi başına katladığı şeklinde genel bir kurala dönüştürüldüğünde, bu hadisten, belirli bir günde üzüntülü bir kadına sunulan teselliden çok daha fazlasını söylemesi istenmiş olur.
‘Bir Hacca Bedeldir’ Ne Anlama Gelir, Ne Anlama Gelmez?
Beşinci rivayet, çoğunlukla tek bir cümleye indirgenen rivayettir; ancak onun yer aldığı baskı buna izin vermez. İbn Abbas’ın aktardığına göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem kendi haccından döndükten sonra, Ümmü Sinân el-Ensâriyye adlı bir kadına o yıl neden hacca gitmediğini sormuştur:
لَمَّا رَجَعَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مِنْ حَجَّتِهِ، قَالَ لِأُمِّ سِنَانٍ الْأَنْصَارِيَّةِ: مَا مَنَعَكِ مِنَ الْحَجِّ. قَالَتْ: أَبُو فُلَانٍ، تَعْنِي زَوْجَهَا، كَانَ لَهُ نَاضِحَانِ حَجَّ عَلَى أَحَدِهِمَا، وَالْآخَرُ يَسْقِي أَرْضًا لَنَا. قَالَ: فإن عُمْرَةً فِي رَمَضَانَ تَقْضِي حَجَّةً مَعِي “Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem haccından döndüğünde Ümmü Sinân el-Ensâriyye’ye, ‘Seni hac yapmaktan alıkoyan neydi?’ diye sordu. Kadın, ‘Ebu Falan’ —kocasını kastederek— ‘su taşıyan iki devesi vardı; biriyle kendisi hacca gitti, diğeri ise arazimizi suluyor.’ dedi. Bunun üzerine şöyle buyurdu: ‘Ramazan ayında yapılan bir umre, benimle birlikte yapılan bir hacca bedeldir.‘”
— Sahih-i Buhârî, 1764 numaralı hadis, baskısı, cilt 2, sayfa 659.
Baskının kendi dipnotu, okuyucunun yanlış anlamasına fırsat vermeden bu kapanış cümlesini açıklar: ‘ey ya’dilu sevâbuhâ sevâbe haccetin me’î’ — ‘yani, onun sevabı benimle yapılan bir haccın sevabına denktir.’ Özellikle sevap kastedilmektedir; ibadetin kendisi veya eğer henüz yerine getirilmemişse üzerindeki farz olan hac yükümlülüğü değil. Ümmü Sinân zaten sıradan bir zorluk nedeniyle mazurdu: Çalışan tek bir devesi olan ve onu aynı mevsimde iki kez ayırma imkânı bulunmayan bir hane. Peygamber onun hayal kırıklığına, hâlâ yapabileceği bu daha küçük yolculuk için kendisine ne verileceğine dair bir vaatle cevap vermiştir; yoksa bu küçük yolculuğun artık büyük yolculuk yerine geçeceğine dair fıkhi bir hükümle değil. Dikkatsizce okunduğunda bu cümle, hiç yapılmamış bir haccı ertelemek için bir izne dönüşür. Yazıldığı gibi okunduğunda ise, yerinden oynamamış bir farziyetin üzerine eklenen bir sevap vaadidir.
Bütün bunlar umrenin faziletlerini küçültmez. Aksine onları daha kesin ve net hâle getirir: Kabul edilmiş bir hac, günahları şiirsel bir mübalağa olarak değil, bizzat kabul edilmiş bir hac olduğu için siler; körük benzetmesi, diğer üç hadis külliyatında birbirinden bağımsız olarak doğrulanan gerçek bir arınmayı tarif eder; aynı iddianın daha süslü versiyonu kabul görmese bile, hacı veya umreci, birden fazla titiz münekkidin arkasında durmaya razı olduğu bir lafızla gerçekten de Allah’ın misafiri olarak adlandırılır. Sonuç olarak umrenin değeri, uçağa binmeden önce ezberlenecek bir rakam değildir. Biri dönüp kaynakları kontrol ettiğinde, o kaynakların hâlâ söylemeye devam ettiği şey neyse, umrenin değeri de odur.
Devam et
Umrah · Bölüm 2 / 5
İlgili
Umrah· Bölüm 5 / 5 Bir Umre Hiçbir Rükün Atlanmadan da Boşa Gidebilir Umre rükünleri, neredeyse her hacının eksiksiz yerine getirebileceği kadar basittir. Bir umrenin değerini düşüren veya onu geçersiz kılan şeyler aslında başka yerlerde gizlidir: Oraya varmadan önce edilen bir niyette, külfet gibi görülüp esnetilen ihram yasaklarında ve Allah'tan ziyade sessizce başkaları görsün diye yapılan ibadetlerde. Umrah· Bölüm 3 / 5 Bilinçli Bir Yolculuk: Umreyi Sadece Bir Seyahat Olmaktan Çıkaran Hedefler Umre, iki saatin altında tamamlanabilen dört ibadetten oluşur: ihram, tavaf, sa'y ve saç tıraşı. Bu kısalık, kişinin şekli tamamlayıp yolculuğun asıl amacını gözden kaçırmasına neden olabilir. Kur'an ve Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), bu yolculuğun gayesi olarak üç şeye işaret eder: varsayılmak yerine taşınması gereken bir ihlas, ibadetlerin işaret ettiği sembollere gösterilen hürmet ve kişinin tekrar tekrar aradığı manevi yenilenme. Umrah· Bölüm 1 / 5 Umre Yolculuktan Önce Başlar: Kalbi Seyahate Hazırlamak Hac, kısıtlılıklar yoluyla hacının kalbini hazır olmaya mecbur bırakır: Yılda tek bir mevsim, yıllarca süren birikim, yola çıkmadan önce yazılan bir vasiyet. Umre ise perşembe gününe ayarlanıp gelecek ay tekrarlanabilir; yani bu zorlukların hiçbiri yoktur. Bu da aynı hazırlığın, daha bilet alınmadan önce bilinçli bir şekilde yapılması gerektiği anlamına gelir.
Sor
Az önce okuduğunuz hakkında kütüphaneye sorun
Her yanıt basılı sayfaya dayanır — adlandırılmış bir baskı, cilt ve sayfa — ve metin soruyu çözmediğinde bunu söyler.
Sorunuzla Quran Gallery sohbetini açar.
