Reflections
Hac, Milyonlarca İnsanın Aynı Çağrıya Cevap Vermesidir
Milyonlarca hacı tarafından tekrarlanan bir söz, tüm yolculuğun sayılıp sayılmayacağını belirleyen bir duruş (vakfe) ve ne yapıldığından ziyade neyin değiştiğiyle ölçülen bir dönüş — her aşamasını temellendiren Kur'an ve hadislerin izinde Hac yolculuğu.
- Yazar
- The Quran Gallery team
- Yayımlanma
- Okuma süresi
- 5 dakikalık okuma
Kâbe’yi haccetmek bir tavsiye değildir. Kur’an bunu ödenmesi gereken bir borç olarak ifade eder:
… وَلِلَّهِ عَلَى ٱلنَّاسِ حِجُّ ٱلْبَيْتِ مَنِ ٱسْتَطَاعَ إِلَيْهِ سَبِيلًا ۚ وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَنِىٌّ عَنِ ٱلْعَـٰلَمِينَ “…Yoluna gücü yetenlerin o evi haccetmesi, Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse bilmelidir ki, Allah bütün âlemlerden müstağnidir.”
— Âl-i İmrân Suresi, 3:97
Ancak bu, ödenmesi gereken bir borç olmadan önce, yapılmış bir çağrıydı. Allah, İbrahim’e (aleyhisselam), ortada henüz bir yol, bir şehir veya tek bir hacı adayı bile yokken, Kâbe’nin bulunduğu o ıssız vadide sesini yükseltmesini emreder:
وَأَذِّن فِى ٱلنَّاسِ بِٱلْحَجِّ يَأْتُوكَ رِجَالًا وَعَلَىٰ كُلِّ ضَامِرٍ يَأْتِينَ مِن كُلِّ فَجٍّ عَمِيقٍ “İnsanlar arasında haccı ilan et ki, gerek yaya olarak gerek uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler.”
— Hac Suresi, 22:27
Binlerce yıl önce bir kez yapılan bu çağrı, ayetin tarif ettiği o uzak diyarlardan yaya olarak, otobüsle veya uçakla gelen herkes tarafından her yıl hâlâ cevaplanıyor. Aşağıda anlatılanlar, tamamlanması gereken yedi ayrı görev değildir. Bu, aşamalar halinde verilen kesintisiz tek bir cevaptır — ve burada her bir aşama, etrafında biriken kültürel efsanelere değil, bizzat Kur’an’ın ve sahih hadislerin ne söylediğine dayandırılmıştır.
Haccın ilk eylemi bir hareket değildir. Hacı adayının ihram haline girdiği an söylediği ve kutsal mekânlara yolculuk devam ettiği sürece tekrarladığı bir cümledir:
لَبَّيْكَ اللَّهُمَّ لَبَّيْكَ، لَبَّيْكَ لَا شَرِيكَ لَكَ لَبَّيْكَ، إِنَّ الْحَمْدَ وَالنِّعْمَةَ لَكَ وَالْمُلْكَ، لَا شَرِيكَ لَكَ “Buyur Allah’ım, buyur. Buyur, senin hiçbir ortağın yoktur, buyur. Şüphesiz hamd, nimet ve mülk senindir. Senin hiçbir ortağın yoktur.”
— Sahih-i Buhârî, baskısı 2/138. sayfa, Peygamber’in (sallallahu aleyhi ve sellem) telbiyeyi bizzat nasıl getirdiğini aktarır.
Lebbeyk kabaca “buyur, emrine amadeyim” anlamına gelir — bir hizmetkârın ismiyle çağrıldığında verdiği cevapla aynı kökten gelir. Bu, İbrahim’e yapması emredilen o çağrıya verilen doğrudan, sözlü bir yanıttır. Bir hacı adayı Kâbe’yi tavaf etmeden, Safa ile Merve arasında sa’y yapmadan veya herhangi bir yerde vakfeye durmadan önce, söylenen ilk şey bir çağrıya verilen cevaptır — ve bu cümle, başka herhangi bir şey söylemeden önce, ilk nefesini Allah’ın herhangi bir ortağı olduğunu iki kez reddetmek için harcar. Yolculukta bundan sonra gelen her şey, bu beyanın bir uzantısıdır.
Haccın pek çok durağı vardır, ancak bunlardan biri diğerlerinden farklı olarak belirleyicidir. Tirmizî’nin hac menâsiki ile ilgili bölümünde yer alan bir hadis, Necid’den gelip Peygamber’e haccın nasıl yapılacağını soran hacı adaylarına cevaben bunu açıkça ifade eder:
الْحَجُّ عَرَفَةُ، مَنْ جَاءَ لَيْلَةَ جَمْعٍ قَبْلَ طُلُوعِ الْفَجْرِ فَقَدْ أَدْرَكَ الْحَجَّ “Hac Arafat’tır. Kim Cem’ [Müzdelife] gecesi tan yeri ağarmadan önce yetişirse haccı idrak etmiş olur.”
— Tirmizî, el-Câmi’, tahkiki 2/226. sayfa. Bir sonraki sayfada Süfyân b. Uyeyne’nin bunu Sevrî’nin bu isnadla rivayet ettiği en güzel haber olarak nitelendirdiği kaydedilir ve Tirmizî, Sahabe’nin ve onlardan sonraki âlimlerin uygulamasının buna dayandığını not düşer.
Haccın diğer tüm rükünlerinin kaçırılması durumunda bir alternatifi — yerine geçecek bir eylem, bir kefaret — vardır. Arafat vakfesinin ise yoktur. Onu kaçırırsanız, bu hadisin kendi ifadesiyle, haccın bizzat kendisine ulaşılamamış olur. Tüm hac ibadetinin etrafında döndüğü kilit noktayı Kâbe’nin kendisi değil, Arafat ovası yapan şey işte budur.
Ayrıca başka bir rivayete göre, Allah’ın rahmetinin en yoğun olduğu tek gündür:
مَا مِنْ يَوْمٍ أَكْثَرَ مِنْ أَنْ يُعْتِقَ اللَّهُ فِيهِ عَبْدًا مِنَ النَّارِ، مِنْ يَوْمِ عَرَفَةَ. وَإِنَّهُ لَيَدْنُو ثُمَّ يُبَاهِي بِهِمُ الْمَلَائِكَةَ. فَيَقُولُ: مَا أَرَادَ هَؤُلَاءِ؟ “Allah’ın, Arafat gününden daha fazla kulunu ateşten azat ettiği başka hiçbir gün yoktur. O yaklaşır, sonra onlarla meleklere karşı övünerek şöyle der: Bunlar ne istiyorlar?”
— Sahih-i Müslim, tahkiki 2/982. sayfa, Âişe’den rivayetle, kitabın Hac, Umre ve Arafat gününün fazileti hakkındaki kendi bölümünde.
Birlikte okunduğunda, bu iki rivayet aynı öğleden sonrayı iki farklı açıdan tasvir eder. Biri fıkhi gerçeği belirtir: Bu, o olmadan başka hiçbir şeyin geçerli sayılmadığı vakfedir. Diğeri ise bu sırada neler olup bittiğini aktarır: Vakfeye duran kalabalık meleklerden gizlenmek yerine onlara anlatılırken, herhangi bir günde ateşten gerçekleşen en büyük toplu azat ediliş yaşanır.
Arafat’a varmak, tek başına Kur’an’ın istediği şey değildir. Hac aylarını belirleyen aynı pasaj, onun kabul edilmesinin şartını da adlandırır:
ٱلْحَجُّ أَشْهُرٌ مَّعْلُومَـٰتٌ ۚ فَمَن فَرَضَ فِيهِنَّ ٱلْحَجَّ فَلَا رَفَثَ وَلَا فُسُوقَ وَلَا جِدَالَ فِى ٱلْحَجِّ … “Hac, bilinen aylardadır. Kim o aylarda hacca niyet ederse, hac sırasında çirkin söz söylemek, günaha girmek ve tartışmak yoktur.”
— Bakara Suresi, 2:197
Bir hadis, bu yolculuğun sunduğu en yüksek mükâfatı neyin kazandırdığını açıklamak için neredeyse aynı iki kelimeyi — refes ve füsûk — kullanır:
مَنْ حَجَّ لِلهِ فَلَمْ يَرْفُثْ وَلَمْ يَفْسُقْ رَجَعَ كَيَوْمِ وَلَدَتْهُ أُمُّهُ “Kim Allah için hacceder de çirkin söz söylemez ve günah işlemezse, annesinden doğduğu günkü gibi (günahlarından arınmış olarak) döner.”
— Sahih-i Buhârî, baskısı 2/133. sayfa, Ebû Hureyre’den rivayetle.
Hadis yeni bir kural eklemez; ayetin zaten belirlediği şarta tam olarak uymanın ödülünü adlandırır. Bir hacı adayı tüm fiziksel durakları — ihram, Arafat, şeytan taşlama, tavaf — tamamlayabilir, ancak ayetin bahsettiği bu otokontrol sağlanmamışsa, yine de bu hadisin tarif ettiği kişi olamaz. Sonuç, seyahat programının bitirilmesine değil, yolculuk boyunca sergilenen davranışlara bağlıdır.
Hac sırasında hayvanlar kurban edilir ve bu ibadeti, işin asıl amacı olarak görmek kolaydır. Kur’an, tam da bu ritüel hakkında indirilmiş bir ayette bu algıyı doğrudan düzeltir:
لَن يَنَالَ ٱللَّهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَآؤُهَا وَلَـٰكِن يَنَالُهُ ٱلتَّقْوَىٰ مِنكُمْ … “Onların etleri de kanları da Allah’a asla ulaşmaz; fakat O’na ulaşacak olan sizin takvanızdır.”
— Hac Suresi, 22:37
Kurban, vakfe, tavaf — Kur’an’ın kendi ifadesine göre bunların hiçbirine fiziksel eylemin kendisi için değer verilmez. Ölçülen şey, birkaç ayet önceki “çirkin söz yok, günah yok” şartıyla aynı düzlemde, ritüelin altında yatan şeydir. Haccın en yüce tasvirinin arkasındaki standart da budur:
الْعُمْرَةُ إِلَى الْعُمْرَةِ كَفَّارَةٌ لِمَا بَيْنَهُمَا، وَالْحَجُّ الْمَبْرُورُ لَيْسَ لَهُ جَزَاءٌ إِلَّا الجَنَّةُ “Bir umre, diğer umreye kadar ikisi arasında işlenen günahlara kefarettir. Mebrur (kabul edilmiş) bir haccın karşılığı ise ancak cennettir.”
— Sahih-i Buhârî, baskısı 3/2. sayfa, Ebû Hureyre’den rivayetle.
Mebrur — kabul edilmiş, iyilikle donatılmış — tamamlanmış bir seyahat programına iliştirilen bir etiket değildir. Bakara Suresi’nde istenen o otokontrolün gerçekten korunduğu ve Hac Suresi’nin kurbanın asıl gayesi olduğunu söylediği takvanın gerçekten var olduğu bir haccı tanımlar. İki hacı aynı yolu yürüyebilir ve bu kelime üzerinde farklı hükümlerle bitiş çizgisine varabilir.
Her hacı eninde sonunda ihramdan çıkar — o iki sade örtü çıkarılır ve normal hayat yeniden başlar. Kur’an’ın bir hacıdan bu noktadan öteye taşımasını istediği şey, çirkin söz ve tartışma yasağından birkaç ayet sonra adlandırılır:
… وَتَزَوَّدُوا۟ فَإِنَّ خَيْرَ ٱلزَّادِ ٱلتَّقْوَىٰ … “…Ahiret için azık toplayın. Kuşkusuz, azığın en hayırlısı takvadır…”
— Bakara Suresi, 2:197
Telbiye, hacı adayının yola çıkarken söylediği cümledir. Haccın mebrur olup olmadığı ise, ondan sonra — örtüler katlanıp kaldırıldıktan ve herkes artık bir hac yolculuğuna benzemeyen hayatlarına, evlerine döndükten sonra — neyin hâlâ geçerli olduğuyla belirlenir. Bu yolculuğun üzerine inşa edildiği ayetleri Bakara ve Hac surelerinde /quran adresinden kendiniz okuyun. Eğer burada bir ayeti veya rivayeti yanlış yorumlayan bir şey varsa bize bildirin; bir hatayı öylece bırakmaktansa düzeltilmeyi tercih ederiz. Allah, Kendi çağrısına cevap olarak sunulan her haccı kabul etsin ve bizimkini de mebrur olarak nitelendirdiklerinden eylesin.