Allah’a Sığınmak ve Âyetü’l-Kürsî
أَعُوْذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيْمِ. اَللّٰهُ لَآ إِلٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَىُّ الْقَيُّوْمُ ، لَا تَأْخُذُهُۥ سِنَةٌ وَّلَا نَوْمٌ ، لَهُۥ مَا فِى السَّمٰـوٰتِ وَمَا فِى الْأَرْضِ ، مَنْ ذَا الَّذِىْ يَشْفَعُ عِنْدَهُۥ إِلَّا بِإِذْنِهِۦ ، يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيْهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ ، وَلَا يُحِيْطُوْنَ بِشَىْءٍ مِّنْ عِلْمِهِٓ إِلَّا بِمَا شَآءَ ، وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰـوٰتِ وَالْأَرْضَ، وَلَا يَئُوْدُهُۥ حِفْظُهُمَا ، وَهُوَ الْعَلِىُّ الْعَظِيْمُ.
Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. Allah, O’ndan başka ilâh yoktur; O, Hayy’dır, Kayyûm’dur. O’nu ne bir uyuklama tutar ne de uyku. Göklerde ne varsa ve yerde ne varsa O’nundur. O’nun izni olmadan katında kim şefaat edebilir? O, onların önlerindeki ve arkalarındaki her şeyi bilir; onlar ise O’nun ilminden, O’nun dilediği kadarından başka hiçbir şeyi kavrayamazlar. O’nun Kürsîsi gökleri ve yeri kuşatmıştır; onları korumak O’na ağır gelmez. O, çok yücedir, çok büyüktür.
Aʿūdhu bi-llāhi mina-sh-shayṭāni-r-rajīm. Allāhu lā ilāha illā huwa-l-ḥayyu-l-qayyūm, lā taʾkhudhuhu sinatun wa lā nawm, lahu mā fi-s-samāwāti wa mā fi-l-arḍ, man dhā-lladhī yashfaʿu ʿindahu illā bi-idhnihi, yaʿlamu mā bayna aydīhim wa mā khalfahum, wa lā yuḥīṭūna bi-shayʾin min ʿilmihi illā bi-mā shāʾ, wasiʿa kursiyyuhu-s-samāwāti wa-l-arḍ, wa lā yaʾūduhu ḥifẓuhumā, wa huwa-l-ʿaliyyu-l-ʿaẓīm.

